YAŞAMA DAİR

Tanım

Hepsi Dahil

Bağlantılarım

» Ana Sayfa
» Profilim
» Arşiv
» Arkadaşlarım







DESTEK VERENLER


Eloğlu Duyar


YÜREĞİN TAŞIYIP GÖTÜRÜR SENİ

 

Dinlemek İçin;

http://www.turkishmusic.org//cgi-bin/t1.pl?rc/c1/zulful02.ra

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Tarih: , 26/10/2005
Yorum yaz

Başlıksız Yorum

herşey sende gizli
Her şey sende gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakin bitti sanma her şeyi, sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin...
İşte budur Hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
Can Yücel


Yazan: isimsiz Tarih: , 31/10/2005

Bağlantı

Başlıksız Yorum

SEVGİ Bir papatya tarlasi düsün... İlkbahar ayi... Ve sen, onun yanindan geçenyolda yürüyorsun... Ve o papatya tarlasinda bir papatya dikkatini çeker...Binlercesinden birisidir ama sen, onun yanina gidersin... Onda seni çeken bir seyler vardir... O papatyayi oldugu yerden koparirsin... Sadece senin olsun istersin, sadece senin.. Ölecegini düsünmeden. Ve gidersin o tarladan... Içindekisiddetin durduramadigi bir bencillik ama bir o kadar güzel ve hapsedici. Iste bu TUTKU... Yine o tarlanin kenarindaki yolda yürüyorsundur.. Yine milyonlarcasi arasindabir tanesi seni çeker... Yaklasirsin, yanina gidersin o papatyanin... Gözlerin baskasini görmez olur o an. Onun için herseyi yapmak istersin... Dokunmak istersin... Dokunamazsin, orda, onunla ölmek istersin. Ama birden hafif bir rüzgar eser ve bir baska güzel çiçek kokusu gelir burnuna... Dayanamazsinonun kokusuna... Unutturur herseyi bir anda ve o kokunun geldigi yöne gidersin...O papatya orda kalmistir, yüreginin bir kenarinda... Paylaşılmamıştırbir çok sey... Unutulmaz belki ama geri de dönülmez ona.. İşte bu AŞK... Yine o yoldasin... Papatya tarlasinin yanindan geçen... Ve yine bir papatya... Milyonlarcasının içinde seni çeker... Gidersin yanina... Orda kalakalirsin... O hiç ölmesin diye her şeyi yaparsin... Tüm gücünle onunla olmak istersin...Oradan seni koparacak hiç bir güç olmadigina inanirsin... Ve orda onunla ölene kadar birlikte kalirsin... İşte bu da SEVGİ...
Ahmet Altan

Yazan: isimsiz Tarih: , 31/10/2005

Bağlantı

??

Yaşayabilme İhtimali
Soğuk ve şehirlerarası
Otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda
Otlu peynir kokusuydu babam...

Ben seninle bir gün Veyselkarani'de
Haşlama yeme ihtimalini sevdim...

İlkokulun silgi kokan tebeşir lekeli yıllarında
(Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman)
Özlemeye başladım herkesi
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki
Adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra

Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...

Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan
Kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık
Ben doktor oluyordum, sen hemşire
Geri kalanlar kontrgerilla...
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu,
Pütürlü duvarlara ve
Türk Dil Kurumuna inat bir Türkçeyle
Ağbilerimizden öğrendik
Ş harfinden orak çekiş figürleri türetmeyi

Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri
Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim
(Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak)
Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu
Ve belli bir saatten sonra dışarı çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri
Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
Ve hiç bir mahkeme tutanağına geçmedi adım
Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece

Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde ama sen yoktun
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
Ben, senin benimle Tunalı Hilmi caddesine gelebilme ihtimalini seviyordum
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum...

Yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
Sonra otobüs oluyordum
Kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
Muş ovasının yalancı maviliğini
Otobüs oluyordum bir süre
Yanımızdan geçen kara trenle yarışıyordum
Yanağım otobüs camının garantisinde
Otobüs oluyordum, bir ülkeden bir iç ülkeye
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum

Zap suyunun sesini başına koyuyordum, şarkılarımın listesinin
Korkuyordum
Sonra iniyorudum otobüsten
Çarşıdan bizim eve giden
Ömrümün en uzun, ömrümün en kısa
Ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar
Yolunu koşuyordum

Çünkü sonunda annem oluyordum
Babam kokuyordum sonunda

Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam

Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda
Ben seninle
(Sadece bilmek zorunda kalanların bildiği)
Bir yol üstü lokantasında
Ben seninle Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
Doğu Beyazıt'ın herhangi bir toprak damında
Ben seninle herhangi bir insan elinin
Terli coğrafyasında olabilme ihtimalini sevdim
Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim...

Yazan: isimsiz Tarih: , 29/10/2005

Bağlantı

<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->